Rss Feed
Tweeter button
Facebook button
Myspace button
Flickr button

Archive for Şubat, 2010

Şubat 23rd, 2010

Gün Işığı

Posted in Şiir Defterim by SemihOray

Yağmuru dinle.
Gün ışığının tazeliğine kapat gözlerini.
Bu sabah yağmur var.
Sadece kaldırımlara düşmüyor sesi…

Bulutları izle.
Gün ışığının tazeliğine aç gözlerini.
Bu sabah bulutlarım var.
Yüreğinin bana getirdiği

Nefes al.
Gün ışığının tazeliğine çek içini.
Bu sabah üstümde kokun var.
Vücudunun bana emanet ettiği.

Ağla.
Gün ışığının tazeliğine dök içini.
Bu sabah yokluğun var sevdiğim,
Ruhunun giderken yüreğime serdiği.

SemihOray

Popularity: 27% [?]

Şubat 17th, 2010

Buğu…

Posted in Hayat Kesitlerim by SemihOray

Bembeyaz, uzak, derin bir soğuğun vücuduma işlediği bir kışı geride bıraktım. Mevsimsel hastalıklardan öte birşey hissettiklerim. Parmaklarım o kadar özenle hissediyorki kağıda karaladığım şu satırları, ve onları oluşturan titrekliğini. Cümlelerimi bile oluşturamıyorum. Her harf  yaşadığım şu ruhsal hipotermimde, sonlarında aşağıya doğru ucu sivri, akışkan çizgiler oluşturuyor. Tıpkı gözyaşlarım gibi, yerçekiminin açlığını dindiren besleyici göz pınarlarım gibi.Oysa onada yenik düşmemenin bir  yolu vardı gerçi. Aslında her gece bunu anlatıyor bana yastıktayken kafam, şu yaşlarla bulanık beyaz gökyüzü odam.Keşke gözlerimide kapamasam silüetinin belirmesi için… Ve yenik düşmesem yine gözyaşlarıma…
SemihOray

Popularity: 28% [?]

Şubat 15th, 2010

Seni bana saklarken, beni senden alma ki bende benim seni sevebilirite ihtimalimi sevebileyim (!)

Posted in Rainbowglow by Tayfun Kayacık

AAAAaaaarrrrgghhh diye böğürdü ruhum 80lik aşıkları görünce Starbucks köşelerinde. Ekürileri yan taraflarında  kahvelerini dolambaçlı eller arasından birbirlerine içiren 17 yaşlarında pırıl parıl Converse’leriyle bacak bacak üstüne atmış, boynunda poşusu, teninde parfümü ” biz varız, burdayız ” diyen parmakları birbirlerinin yanındayken bile 0-1-2-3-4-5-6-7-8-9-*-# tuşlarının üzerinde şairane dolaşan ve muhtemelen arkadaşlarına ” Şuanda kahve içiyoruss bu çocuk çok tatlı yhaa ” , ” kanka benim hatunlayız bugün. yarın buluşsak olmazmı ” diye akabinde mesaj çeken yumağımsılar.

Anna Jarvis’in kaybettiği kendi annesi için 1908 yılında başlattığı anma günüyle start alan ve 14 Şubat’a kadar uzayan bu çılgınlığı yalnızların kınayamaması, çok ses ettiklerinde ise  ” lan ne düşünürler ” diye çekinip hezeyan yaşaması yada sevgililer gününü anneleriyle bağdaştıranlar kadar cesur olamaması.

Dedim ki içimden acaba ben ve beraberimdekilerin fesatlığımıdır ? El elele dolaşan çiftlerin arasından yürüyüp parmaklar arasındaki ısıyı havaya karıştırmak ayıpmıdır ? Bunları düşünürken benden ileri gidenleri, bir şarkı yazıp üzerine birde klip çekenlerin olduğunu gördüm:

Kaçak – Koymaz

Senden önce de gelenler oldu, gidenler oldu, bitenler oldu
Senden önce de kıranlar oldu, yıkanlar oldu, bıkanlar oldu

bak bana beni benden aldırtma
sakın beni yerimden kaldırtma
yine yine bitecek nasıl olsa
sonu göre göre beni başlatma

koymaz bana senin aşkın
koymaz bitse de gitse de
koymaz yalan olup sönse de
koymaz ruhum duymaz

senden önce de canımlar oldu, cicimler oldu, gülümler oldu
senden önce de güzeller oldu, özeller oldu, üzenler oldu

bak bana beni benden aldırtma
sakın beni yerimden kaldırtma
yine yine bitecek nasıl olsa
sonu göre göre beni başlatma

koymaz bana senin aşkın
koymaz bitse de gitse de
koymaz yalan olup sönse de
koymaz ruhum duymaz..

Yüzünüzdeki tebessümü yok eden, 20 değil, 22 değil, tam 24 saat boyunca size yalnız olduğunuzu hissettiren, bununlada yetinmeyen çiftlerin size baktıklarında suratlarındaki ” hımpfhh ” ifadesine maruz kaldığınız, kısacası çiçeği başlarına çalınası bu insanlara yönelik planlarınızı destekliyor, müzik endüstrisinin biraz daha bu zümreyi düşünmesini diliyorum…

Sevgiyle kalın (!)

Popularity: 37% [?]

Şubat 4th, 2010

Joe Bonamassa – Stop – Algı Bozan Parça

Posted in Müzik by SemihOray

Joe Bonamassa – Stop

Bu parça sabahın ilk ışıklarınla iki bagetin çırpınan sesinden sonra girdi kulaklarıma. Ve Joe’nun kadife hıçkırıklarınla ortamın algısını bozdu diyebilirim. Tüylerimi diken diken etti. Hatta fark etti iseniz sitemin girişinde de bu parça çalmakta anlayın nasıl büyülendiğimi. İşte bu videoda onun kayıt aşamasını izliyoruz. Hele 1.57 ‘inci dakikada Bir ‘Time After Time’ diyişi kafanızı öne düşürüp gözlerinizi sımsıkı sıkıp işte bu dedirttiriyor. Gibson büyüsünden sololar, sololarda değişen mimikler, sanki 5000 feet ten aşağı inanılmaz bir hızda düşerken, paraşütünüzün olup olmadığına aldırmamanız gibi.
Dediğim gibi dostlar Müzik ruhunuza işliyorsa, buda kalbinize çakılacak parçalardan. Parçanın sözlerini ayrıca sizler için aşağıya ekledim.

SemihOray.


All that i have , is all that you've given me
Did you never worry , that i'd come to depend on you
I gave you all my love , that i had in me
Now that i've found you lied , i can't believe it's true
Wrapped in his arms , i see you across the street
I can't help but wonder , if he knows what's going on
You talk about that love , but you don't know how it feels
When you realise , that you're not the only one
You'd better Stop , before you tear me all apart
You'd better Stop , before you go and a break my heart
Oh whoa , you'd better Stop ...
Time after Time , i've tried to walk away
But it's not that easy , when your soul is torn in two
So i resign myself , to it every day
Now all i can do , is leave it up to you
You'd better Stop , before you tear me all apart
You'd better Stop , before you go and a break my heart
Oh whoa , you'd better stop
You better Stop if you love me
Oh it's time to be sorry
No it won't last forever
I can't believe you walked out on me
You'd better Stop , before you tear me all apart
You'd better Stop , before you break my lonely heart
Whoa whoa you better , whoa whoa
Whoa oh you better Stop
Better Stop

Popularity: 100% [?]

Şubat 3rd, 2010

Richard Hawley – Hotel Room

Posted in Müzik by SemihOray

Bir arkadaşım sosyal bir ortamda ‘Richard Hawley’in Hotel room şarkısında, bir gün şu karşıdaki sokak lambasının altında(başkada olur) dans edicez, romantik olucaz, o anda yağmur falan yağıcak, bunu yapabiliriz,inanıyorum bize!’ diye bir istekte bulunmuştu. Birden kafamda canlandı ve düşündüm, gerçektende güzel olabilirdi. Sizde böyle bir parçada neler yapabileceğinizi düşünüp taşının, ama önce şarkıyı bir dinleyin.

Popularity: 25% [?]

Şubat 3rd, 2010

Yeryüzünde Yalın Ayak Dolaşan Ruhlar

Posted in Rainbowglow by Tayfun Kayacık

Üşümek bilmiyorlar. Yollarını izlerini kaybetmiyor, inatla Aura’ya koşuyorlar güneşe koşar gibi.. Yüzleri, yüzlere dönük, Ayçiçekleri gibi.

Amelie – Comptine D’un Autre Ete’yi açıyorum burnuma doğru tüten kahve kupasının dumanını korkutmayarak.  Zile bile basma gereği duymuyor Sinemacı Ruh.

Film çekmek ister gibi…

Kürk Mantolu Madonna okuyorum hararetle öneren bir arkadaşımın içine kaçan ruhun talepkâr tacizine katlanarak. İstanbul’dan kalkıp geliyor Eskişehir’lere Çiçeği Burnunda Aşık Ruh. ” Bi dur iki dakika soluklanaydın” nezaketine ne hacet. Giriveriyor Raif adlı bir türk genci ile Maria Puder isimli kadının hikayesini okurken: “Her şeyi içinde boğmaya mecbur olmak, diri diri mezara kapanmaktan başka nedir? Ah Maria, niçin seninle bir pencere kenarında oturup konuşamıyoruz? Niçin rüzgarlı sonbahar akşamlarında, sessizce yan yana yürüyerek ruhlarımızın konuştuğunu dinleyemiyoruz? ”  Kitabı içime fısıldıyor yılan diliyle.

Aşık olmak ister gibi…

Bir tını işitiyorum Anadolu’nun soğuğundan kurumuş dudaklarıma inat, gür çıkan nefesimle üflediğim flütümden. Açılıyor Kasvetorman’ın kapısı ardına kadar. Çocukluğumda kardeşimden bile sakladığım Yüzüklerin Efendisi kitabının yarı saman yarı peksimet kokusu geliyor burnuma. Hiç üşenmiyor Fantastik Ruh. Çıkını sırtında geliyor yanıma, taa Orta Dünya’lardan.

Tek derdim güç yüzüğüymüş gibi…

Canım sıkılıyor Cnbc-e dizilerini izlerken marjinal olmaktan.  Bir kaşık Anason çalıyor ağzıma yalnızlığım. Cebimde 35LR, 5Lr’sı eski paradan. Sırtıma alelacele geçiriyorum montumu. Kapıda Orhan Gencebay karşılıyor beni sazını arkasına saklamış. ” Ağbi estağfurullah buyur lütfen ” diyorum bol su doldurduğum kadehi ağzımdaki peynirle harmanlarken. Orhan Abi’nin kulisinden çıkageliyor Eli Tesbihli Ruh. ” Seni kim buyur etti ” dememe kalmadan dolduruyor bardağa 2. postayı.  Şerefsiz çaktırmadan sek yapıyor dubleyi sırtımı sıvazlarken. ” Bu alemin hakkını veriyorsun Tayfun’um diyor. Delüanlığın, Mertliğin biri bin para.

Güç yüzüğü içime kaçmış gibi…

Popularity: 30% [?]

Şubat 1st, 2010

Megalomanya

Posted in Hayat Kesitlerim by SemihOray

Neye üzülüyorum ki, uçurumlarımın yeterince derin olmamasınamı, yoksa kelimelerimle etki edemememi gözlerinizin bulanıklıklarını geçirmeye. Kime inanıyım ki Tanrıyamı! Hayır ben sizin kadar aciz değilim. Sizler tanrıya sığınırsınız avuntuluklarınız olur, yastığa kafanızı koyduğunuzda ertesi gün hep güzel olur… Aptallıklarınızı bir kenara bırakın artık. Hüznünüzde boğulmadıkça, nefese hasret kalamassınız. Ölmedikçe, yeniden doğamassınız. Kül olmadan asla çiçek açamassınız.
Ben bu yüzden …………………………..İşte ben bu yüzden ağlağım dört mevsim…

Şimdi ne yapmak istiyorsanız yapın umrumda bile değilsiniz…………….

………………………………………………………………………………………………………………………………………………………….
SemihOray.Com

Popularity: 31% [?]