2003 yılından bu yana kaliteli ve zengin müzikal içeriği ile bugün Türkiye’de çıkan aynı içerikteki albümlere öncü olmuş seri, yine çok özel bir seçkiyi müzikseverlerle buluşturuyor…
Şarkılarıyla tekrar saygıyla andığımız Michael Jackson, Patrick Swayze…
Yeni albümlerinden özel şarkılarla Patricia Kaas, Dido, Beth Orton, bu yıl ülkemizde de muhteşem bir konser vererek binlerce insanı büyüleyen büyük usta Leonard Cohen, müzik tarihinin ölümsüz sesleri Jeff Buckley, Elvis Presley, yeni dönem caz müziğinin başarılı isimleri Jane Monheit, Lisa Ekhdal, Chris Botti, yepyeni albümü ile bu yıl tahtına geri dönen diva Whitney Houston ve daha fazlası…
Albümdeki Eserler
Patricia Kaas-La Chance Jamais Ne Dure
Leonard Cohen – I’m Your Man
C.Botti & S.Colvin – All Would Envy
Michael Jackson – Liberian Girl
Sade – Mr. Wrong
Dido – Don’t Believe in Love
Jeff Buckley – Je N’En Connais Pas La Fin
Lisa Ekdahl – But Not for Me
D. Brubeck – When You Wish Upon A Star
Jane Monheit – Why Can’t You Behave?
Elvis – Treat Me Nice
Basia – Perfect Mother
Gabriella Ferri – Reginella
George Winston – Thanksgiving
Patrick Swayze – She’s Like The Wind
W. Houston – Saving All My Love For You
Beth Orton – I Love How You Love Me
Albüm Hakkındaki yorumumu bende özet bir şekilde geçeyim. Cafe De Pera 1 -7 arası tüm albümleri edindim koleksiyonumun baş taçları gerçekten. 8. Albümü daha alma fırsatım olmadı, hatta yeni haberim olduda diyebilirim. Bence gerçekten çok kaliteli müzikler barındırıyor içinde. Yani hatta isteyene CD’ Lerimden yazıp verebilirim. Hatta Capacity deki birkaç mekanada verdim insanlar biryandan kahvelerini içerken bir yandanda Cafe De Pera nın muhteşem harmanlanmış sesleriyle kendinden geçiyorlar. En yakında bir müzik marketten Cafe de Pera nın son albümümü edinmem gerek. Şarkılar oldukça iyi. Koleksiyonuma katmalıyım.
Nerdeyse 1 den 7 ye kadar olan Cd’lerinin çoğunda olan Sade’nin 8 deki Mr.Wrong parçası ile geçmişe yolculuk yapalım.
Keyifle Dinleyin.
Parmaklarımın arasındaydı saçların, az önce geldi hayalin gözlerime. Hala hissediyorum seni ne gariptir. Ruhun hala benimlen kovamadım gözlerimin önünden, kovamadım başka yüzlerden.Bir sana bakabilmek isterim şu tan kızıllığımda, bir sana dökebilmek isterdim içimi, gözlerimdeki hasreti. Uykusuzluğumla savaşırken şu bitkin gözlerim, göz kapaklarıma inmeden yokluğun yine,gel artık. Hayallerinle mutlu olmaya isyan eden aklım, karmaşıklığım git gellerinde inan hala rüzgarın salıncağıyım. Med cezir etsekte benliğimizi, parıldat milyonlarca yıldızımı gökyüzümde yine. Ne olur olmasın sabah, sensiz olmasın bir sabah daha, isyanım inan değil sana, baksana kalbinin parçaları toparlanabilecekmi geçmişinin yitikliğine… Sensizken bile seni sevebiliyorum. Senle gelen güneşe, senle batan günüme, sıcak geceme, seni belkide uzaktan sevebilmeye aşığım ben. Ama yoksun işte, ruhumu avutuyorum. Aslında burdasın. Evet! işte burdasın… Mum ışığımdasın, buğulu camımdasın, kağadımdaki gözyaşlarımdasın kelimelerimdesin işte. Ama neden dokunamıyorum sözlerimle… Lütfen gel artık, hayallerimdeki gibi gir kalbime, gir hadi. Tan kızıllığını bekletiyorum hala, gelebilecek olma ihtimaline bile…
Sanarsın ki gerçeküstüsün, ruhsuz bir bütünsün,
Hayat labirentinde kaybolan asıl ruhsal bir iç güdüsün.
Çatışmalarında, hüzün dünyanda sömürülen bir içgüdüsün,
Sanma ki bulanacak hüznün, sen bir kör düğümsün.
Sonsuzluğa yeltenip kalıcı olmak mı amacın?
Giyotinsel bir yaş semptomusun, bumu sancın?
Anla artık her akşamın kaygan yollarındasın,
Saçmalama! Sen yek kalan bir papatya yaprağısın.
Sonbaharın ağır, kan akacak gözlerinden yine.
Bilirim çektiklerini bir ben olmasam da içinde.
Takviminden attığın her seneki o ayın onyedisinde ,
Rulete dönecek belki hayatın sessiz o soğuk gecede.
İhaneti sezdin, yarım kalmış bir sevgi kalbinde,
Uyma onlara, özlediğin yazları bilmez sen gibi kimse.
Kan damlatmak istesende okuduğun bu dizelere,
Resimlerini yakma sakın, filmlerdeki misallerince…