Rss Feed
Tweeter button
Facebook button
Myspace button
Flickr button

Ağustos 9th, 2010

Maziye Kafiye

Katagori: Hayat Kesitlerim Yazan: SemihOray

Sen çekimsizim, esintin yok buralarda.
Bastığımız her ayak izi yüzyıllarca kalacak  o geride bıraktığımız sonbaharda.
Ben demiştim sana, hani sen uykundan uyandığında.
Eğer bir gün gidersen diye başlayan konuşmamda.

Parmaklarınla kestin dudaklarımı aralayamadım
Gözlerim düştü, korkma dediğinde.
Şimdi korkmakta yersiz olamadığımı anladım.
Neden gittiğini bile soramadım.

Güneşi sırtımda taşıdım doğuya,
Her batışında ağlasamda.
Geri dönmek istedim sana,
Sonbaharını unutamasamda.

Sem

Popularity: 4% [?]

Temmuz 1st, 2010

Neo Spiritüalizm

Katagori: Hayat Kesitlerim Yazan: SemihOray

Sence kelimelere dökebilirmiyim sensizliği?
Yarım duble de keşkeler üretebilirmisin?

Yürüdüğümüz yollar farklıydı…
Sen tan kızılına aşık, ben gecenin çekiciliğine,
Sen gökyüzünü seyre dalıp gözlerine yıldızlar gömerdin.
Ben gün ışığında ultraviyolelerine maruz kalabilirdim.

Kendime kızıyorum aslında…
Seni metaforlara sığdırdım.
Yapmamalıydım.

Karşımda tertemiz dupduru bakışlar,yüzüne bürünüyor
Her göz bebeğini  kundaklıyorum.
Yeter!
Daha fazla dozu kaldırmıyor hücrelerim,
Sensizliği yok edecek kadar uyuşamıyorum.

Ve sensizliği yok edecek kadar uyuyamıyorum.

Sem /Hayat Kesitlerim

Popularity: 14% [?]

Haziran 15th, 2010

Dur. İzin verirsen ben dile getireyim sevgili okur. Senin getireceğin yok

Katagori: Rainbowglow Yazan: Tayfun Kayacık

O pamuktan elleriyle ağır ağır ruhumuzu okşayan,  kendi yarattığımız kişilikli bunalımlarımızdır hayatlarımızı sıradışı kılan ve yaz günü kahıra bulayan. Seni, senin gibilerin anlayamamasıdır yücelten. Herkesten ve herşeyden farklılaşmak olmuştur aşka yapılan kurun adı.  Anne ve babayla olan bağı koparmaktır pembesi karaya çalan tablomuzda resmettiğimiz. Melankolidir ağızımıza bir kaşık bal çalıp karşılığında görme yetimizi bizden alan.

Hayatın akışına ” Oturum Aç ” ile dahil olduğumuz şu günlerde can sıkıntımıza sebeptir şifre hatırlatma soruları ve yorumsuz kalan paylaşımlar. Mum ışığı gibi titreyen ibadetimiz içindir, Allah’ın adını 999 kişiyle paylaşmak. Ayıplanmak ve horgörülmektir din kısmına müslüman yazmamanın mükafatı.  Şeytanın vesveselerine karşı profilde Besmele yayınlamaktır günahlarımızın savarı.

Şeref ve namus bayrağı paylaşmayıp listedeki arkadaşlara göndermeyenlerin mahrumiyetidir. Türk’ün Türk’ten başka dostu olabilmiş insanları vajinalaştırmak ve kamerada soyundurmaktır dizilerin belirlediği ihtiyaçlarımızın karşılığı.

Atalarımızın huzur içinde süren ebedi uykularını bozmayacak olandır Anadolu’da sıkışıp kalmamış, genişlemiş CIA kaynaklı Türkiye haritalarına doğru ulumak.

80′lere 90′lara özlem duymayı ihmal etmemek onları hatırlamaktır bizi bizden sonraki android nesilden farklı kılan. Çingene ve pis kokan yoksullarla beraber şüpheli metallerinde  XRay’li girişte elendiği, vicdanımıza doğru püfür püfür esen klimalarla bizi mutlu edecek haftasonu etkinliğimizin geçtiği yerlerin adlarıdır: Espark, Akmerkez, Carrefour, Bauhaus ve Cepa.

Birde şu ara yüksek sesle dile getirilen, koskoca bir AMA var diyorlar. Öyle büyükmüş ki bir zamanlar Anadolu petrol değil, buğday ambarıymış. Obezite ecnebi hastalığı,  bakkalda, berberde ”selamınaleyküm ağabey” ateistininde, deistininde, müslüman ve gayrimüslimin olanında diline dolananmış. ” Benimle çıkarmısın ” sübyanca ama elle tutulur olan, yüzleri al al yapanmış. Öğretmenler öldürülmez, akşam yemeklerine davet edilirlermiş.

Dini 999′larla paylaşmamak esas olanmış.

30 Ağustos’larda 19 Mayıs’larda ve 23 Nisanlar’da asılmayı bekleyen rengi güneşten solsada dolabın en temiz köşesinde saklananın adı bayrakmış.

Aynı bayrak bugün olduğu gibi her hafta asılmazmış !

Eskiden gelen yeni Anadolu insanı varmış.  Kat’i militarizm düşmanları, sistem karşıtı ve anarşistlerin bile göğsü Çanakkale türküsüyle birlikte acıyla gururla dolarmış.

Geçmişte kalmaya mahkum bırakılmış, çokta gerilerde olmayan, buralarda biryerde tekrar keşfedileceği günü bekleyen Anadolu’luğun adı bugün utanılan olanmış.

Popularity: 11% [?]

Haziran 15th, 2010

Ritüel

Katagori: Şiir Defterim Yazan: SemihOray


Tuzlu bakışlarımla seyrediyorum seni, göz
kapaklarım yetersiz kalıyor, fırtınan sarartıyor, sağanağın ıslatıyor,
yıldırımlarına paratonerim sevgilim. Hadi git artık kelimelerimin
ilişkisindeki paradoxlara aşığım… Rem latenslerimde bile
yoksun parapsikolojik dalga yaratsanda arasatımda. İki taraflıymış
…sevgi, iki tara…flıymış sevgili. Nebula parlağı gözlerine
bakıyorum da. İnan artık sevemem seni..

Sem.

Popularity: 11% [?]

Haziran 13th, 2010

Asma Ağacı

Katagori: Şiir Defterim Yazan: SemihOray
Her zaman parçalı bulutlumu olacak hayat,
Hep durduğun yerden bana bakacakmısın; ama hayat hoyrat.
Gözlerin parlayacakmı yine.
Majoris kadar sevebilecekmisin;

…Boşver!
Sen yine istediğini dile.

Gülüyorum teşbihlerine kararmıyor sanırım gökyüzü.
Ama ben yağmuru bekler oldum, bumu övündüğün gün yüzü.
Dionisos döktü kadehlerime barbera üzümünü.

Biliyorum lir ik melodileri dökeceksin manzaralarıma
Mantık ve duygular ne zaman olmamışki karmaşada.

Ah!!
Mutluyum.
Ama mutsuzluğuda seviyorum…
Yaşıyorum, görüyorum, biliyorum.
Ama,
Arada bırak beni de, diyeyim ki ölüyorum.

Sem

Popularity: 12% [?]

Mayıs 4th, 2010

Burda ümitler kelebekler kadar yaşar…

Katagori: Şiir Defterim Yazan: SemihOray

Bir gün gidiyorsun…
Bensiz de yapacakmışsın gibi .
Gözlerinde silinmemiş portrem,
Sabah akşam aramıyormuşsun gibi sanki.

Bir gün seviyorsun.
Umudum hala var der gibi.
Hergün başka bir yüze gülüyorsun,
Karşında ben varmışım gibi sanki.

Ve bir gün bakıyorsun.
Zaman da geçip gidiyor der gibi.
Tamamlanmamış bir yap boz masanda,
Hala bir parçası eksik gibi.

Peki ya ben…

Ayaklarımda prangan yürüyemiyorum.
Üstümde kokun, sevemiyorum.
Gözlerim de senden kalma birkaç damla gözyaşı, önümü bile göremiyorum.
Söylemek istediğim şu…
Sen iyi kötü yaşıyorsun be sevdiğim, ben hergün bir kez daha ölüyorum.

SemihOray
SemihOray.Com
Ötenazik Semptomlar.

Popularity: 28% [?]

Mayıs 1st, 2010

TrajEnkarne

Katagori: Hayat Kesitlerim Yazan: SemihOray

Bitiklikteki umarsızlık, antifiriz düşüncelerdeki batratoksini sulandırıyormuş.Kolay olan ise,  gün ışığıda varmış saçaklara yansıyıp  piramit düşüşler sağlamaya. Yaprak kırıntıları yokmu oldu?  Sırmı oldu dersiniz  sarartıları,deja enkarne cennet bahçelerimi bunlar?  Emin ol rüzgar her tan’da titretiyor beni duman gideri pencere aralıklarımdan. Anlam bir silüet olmuş gözlerinizde, REM Latensleriniz bile şizoafektif etkisinde. Şehr-i Istanbul boğsun sizi,  zıvana sokuşturulamayacak egzozlar alsın afrodizyak aşırılığınızın tetiklediği libido etkilerinizi. İki taraflı değilmi sevgi, iki taraflı değilmi sevgili?Kime bu psikolojik oyunlar. Gepettonuz benim ne yazık ki getto olan sizsiniz döpamin bloklarımda, Ray Charles çalar umarım tabutlarınızın başında. Bir oğul daha verirmisin anneciğim vatan uğruna? Boşversene kimin umrunda? Rezerve ederler mayın patlaklı bedenleri aperatif diye sana… Tekrar-ı ikram da edermisin?  Bu bitecek deseler de, söyle annecim gerçekten yermisin?

-Hoşgeldiniz…
-Dünya hali kusura bakmayın buyrun oturun…

SemihOray .Com
SemihOray

Ötenazik Semptomlar VOL2

Popularity: 19% [?]

Nisan 27th, 2010

Olgunlaşmak için neden biraz ölmek gerekir ?

Katagori: Rainbowglow Yazan: Tayfun Kayacık

Dizlerimde yaraların, elimde salatanın, derimde sakız dövmelerinin (aman güzel çıksın) beynimde fantazya’ların eksik olmadığı o yıllara lanet okuyorum bazen.

Söylesenize.

Hiçbirşeyin değerini kavrama yetisine sahip olmadığınız yılların güzellikleri neden palazlandığımızda tüketiyor kendini ? Neden biraz daha öldürüyor bize yeni bu uçma sevinci ? Hangi coğrafya gerekli kılmıyor yada kılmayacak uçabilmeyi ?

Neden okulun ilk yıllarında din hocanıza sorduğunuz ” Allahbaba madem herşeyi biliyor, niçin herşeyi bilmesine rağmen dünyaya bizi gönderiyor ” sualinden dolayı yediğiniz tokatın yüzünüzde bıraktığı kızarıklık daha geçmeden, geçemeden, kızıl inançlarınızı vede korkularınızı sömüren siyasi, sosyal, ekonomik bataklığın genelinin adı SORUMLULUK oluveriyor ?

Orclar, elfler, boynuzlu atlar, şahmaranlar babanıza, annenize, öğretmeninize, büyüklerinize vede bazen sevgilinize saçma, gereksiz, çocuksu, aptal işi gelirken, neden savaş naraları, çatlarcasına atan şovenist damarı, çocuk istismarları bu kadar alelade geliyor ?

Neyi düzeltmek için yada sürdürmek için nefes alıp veriyoruz  yada neleri peydah edeceğiz çiğ sütle beslendiğini bildiğimiz kalplerimizden ?

Yapıtaşları ve DNA’sı insan eti tüten fabrika bacalarının türediği o yıllarda çoktan kangren olmuş bu toplumun piramitlerinin arasında yerimizi almak için kana bulanan gözler, daha hangi acılar üzerinde sanayi alanı düşler ?

.. ve söylermisiniz ?

Yoksa.. yoksa çocuk yaşta ” Aman bulamasın. O dünya sadece bana ait” diye düşünüp, Alice Harikalar Diyarında yada Yüzük Kardeşliği kitabımızı kardeşimizden saklarken, manavdan elma çalarken, ip atlayan kızların eteğini havaya kaldırırken, Ryu-Ken ve Barbie bebeklerini seviştirirken (yalanlamayın gördüm!), Show Tv’nin Kırmızı nokta kuşağıyla anatomimizi keşfederkenmi yokedilmeliydik ?

söyleyin ne olur..

ABC yakalı ve sırt çantalı, mavi pelerinli günlerimizemi, yoksa tüylenip uçmaya başladığımız sanrılarla karışık kelebek ömürlü aşklarımızamı lanet etmeliyiz ?

Popularity: 24% [?]

Mart 18th, 2010

Ötenazik Semptomlar.

Katagori: Şiir Defterim Yazan: SemihOray

Sustum ki, konuşasın diye.
Bakışlarım dalgın baktım öyle, aklım karman çorman…
Sustum yine kelimelerim titremesin diye.
Gözlerim kan kan, beyazları allanmış, baygın…
Bebekleri bile büyümüş yokluğunun zifiriliğinde.
Şevkatsiz bakışlarım…
Aydınlıktan sakınır olmuşlar,
Ama sanmam düşlerim yeşersin,  yine bu ilkbahar…

Sanmam gözlerim yine bakışlarında olsun, boğulsun kederim…
Bırak!
Sanmam seni seviyorum deyişinde tekrar erisin bedenim.
Ateşin eritmez ruhumu.
Bu akşam bal mumu kıvamında.

Şırınganın içindeki berraklığın girince bedenime.
İstedim ki sende aşkımla eriyesin.
İstedim ki ölümü tekrar düşlemeyesin.
Ama ne çare.
Yokluğun,  yakalarını esnettiğim yarınlarımda.
Yokluğun, hala ötenazik semptomlarımda…

SemihOray 18 mart

Popularity: 41% [?]

Mart 17th, 2010

Diaspora Fora

Katagori: Rainbowglow Yazan: Tayfun Kayacık

Kremalı kahve, çikolata, bisküvi.. Şu son 2 aydır bir seri tutturmuş, yemek sonrası her akşam keyifle sürdürdüğüm bu alışılası alışkanlığın kafein kokusu bir tartışma programının sunucusununda burnuna gitmiş olmalı ki şu açılış sözünü işitiyorum:

” Efendim 1915′te yaşanan Ermeni olaylarıyla ilgili neler söylemek istersiniz ? ”

Söz bir Ermeni gazetesi yazarınındı: ” Dış dünya ülkelerinin bunu siyasi malzemeye dönüştürmesini tabi ki tasvip etmiyorum. Lakin bunu Ermenistan devletinin bir başına başaramayacağını düşünüyorum. ”  dedi.

Neydi başarmak ?

Hınçak (Çan sesi) ve Taşnak partisinin Abdülhamit’e yönelik gerçekleştirmek istedikleri suikast, Babı Ali baskını, Adana Olayları isimli bu puzzle parçaları başarmanın resminin siyah beyaz versiyonlu bir başka haliydi. Kalın burun kemiğine indirdiği gözlüklerinin üzerinden fıldır fıldır gözlerle bakan bu insanın (ismi lazım değil) ikinci cümlesi keyfimin sekteye uğrayacağının belirtileriydi:

” Efendim Türk milletinin kurtuluş anahtarı asla Milliyetçilik olmamalı. Emperyalist güçlere karşı milletinizin bu haklı mücadelesine kimsenin aykırı bir ses çıkardığı zaten yok. Ama ben bugün 2000 li yıllarda şovenist damarı patlarcasına içindeki nefreti kusan insanlarınızı anlamakta güçlük çekiyorum. ”

Bu sözü söyleyen necidir diyemi soruyorsunuz ? Bu sözü söyleyenin kökeni milliyetçilik akımının membaası olan Fransa’dır. Aynı kişi diğer ülkelerin bu ” Soykırımı ” siyasete alet etmesini tasvip etmezken, kararlarının aynı zamanda o ülkede yaşayan halkların kararı olduğunu ve yakında tüm dünya insanlığının bunun farkına varacağını söylüyordu.

Dinlerken ağzımda gevelediğim çikolatayı dilimle sol tarafa çekerken aynı zamanda o kelimeyi telaffuz etmeye çalıştım:

” Hassssiccreen ”

Obeziteyle olan haklı (!) savaşlarını, Oscar ödül törenlerini, hala sürüp giden Avatar tartışmalarını bir kenara bırakıpta senin insanının tutturduğu göze melodram kulağa emodram olarak gelen bu şarkıya eşlik edeceklerini gerçekten düşünmüş olamazsın herhalde diye geçirdim aklımdan. Zira o ülkelerin halkları bırakın başka milletten insanları, kendi askerlerinin ne için Irak’ta olduğunu bilmeyecek yada bilme gereği duymayacak kadar meşgul yada canı sıkkındır. Heyhat. Irak ve Afganistan savaşlarındaki extrem’e 18 Eylül’deki adrenaline doyamamıştır o halk. Nitekim Bush yönetimini gönderirken yerine gelecek adamıda aynı kabineyle, aynı müdürlerle, aynı çaycıyla birlikte Beyaz Saray’a seçmiştir. Siyahını yeşilini mavisini geçiniz şimdi efendim.

Çok bilindik, çok yanlı gibi duracak fakat ”dünya halkları” diye ozanvari birşekilde cümleye girişen insan, şayet ilgi çekici olmak, Türk milletinin dikkatini çekmek, olurda Avrupanın nefretini kazanmak isterse söze ”  Fransızların Cezayire, Sırpların Kosovaya, Amerika’nın Afganistan’a, Yunanistan’ın Batı Trakya’daki Türkleri asimile etmek için Osmanlı’ya uyguladığı katliam’lardan bahsederek söze girişsin.

O tarihte soykırım yapılmışmıdır yapılmamışmıdır tartışmalarına hiç girmeyeceğim. Derdi tasası soykırım, katliam, tehcirden ziyade geçim ve yaşam olan Ermeni’lere ve bizlere bir öneri sunma şansım olsaydı oda onların eğitim sistemlerine soykırım olmuştur olmamıştırdan ziyade  2010 yılında ” soykırım ” tartışmalarını tekrar su yüzüne çıkartanların niyetleri nedir adı altında sokulmasıdır. Çünkü bu devletlerden biri kendi generalinin Türk-Ermeni raporunu görmezden gelen (General Harbord) yeryüzünün başbelası Amerika ile dünya silah ticaretinde Top 3 listesinde başa oynayan İsveç’ten başkası değildir.

O değilde kahve ve çikolatanın yanında ucuz pazar bisküvileri yemeyin sakın.

Sağlıcakla…

Popularity: 26% [?]